[Geri Dön]

 

 

Malkaya Köyü'nün bu internet sayfası, köyümüzün yetiştirdiği güzel insan, Salih ve Adile (Orman) Sarı'dan olma

 

Mustafa Sarı'nın

 

anısına adanmıştır.

 

 

Mustafa Sarı'nın Kısa Yaşam Öyküsü

 

Mustafa, Salih ve Adile’den olup 1938 yılında Malkaya Köyü’nde dünyaya geldi.  Doğduğunun üçüncü günü babası Salih’i kaybetti. (rivayete göre hep ‘Evde beşik göreyim de üç gün kalıp öleyim” diyen babası Salih, oğlu Mustafa’nın doğumundan sonra beşik başında mustafa'yı üç defa öpmüş ve üç günün sonunda da ölmüştür! Mustafa Salih'in tek oğludur)

 

Mustafa, annesi Adile tarafından büyütüldü.  İlkokula, köy okulunda devam etti ve 1955 yılında mezun oldu.  İlkokuldan sonra okulu bıraktı.  Askerlik öncesi, 1958 yılında, 17 yaşındayken Çüngüş’de açılan marangozluk ve camcılık kurslarına katıldı ve bu kurs sonrası civar köylerde marangozluk ve camcılık işlerinde çalışmaya başlar.  Askere gitmeden önce 25 Haziran 1960 yılında İşgilgiller'den Güler İşgör ile evlenir.  Bu evlilikten sırasıyla Salime ve Hüseyin olmak üzere iki çocuk dünyaya gelir.

 

Askerliği 1962 yılında Kırklareli’nde sıhhiyeci olarak tamamlar. Asker dönüşünde 1967 yılında çalışmak için köyden ayrılır ve Diyarbakır’a yerleşir. 1967 yılında Diyarbakır SSK Hastanesi'nde hastabakıcı olarak çalışmaya başlar.

 

Eşi Güler, 1969 yılında bağırsak kanseri hastalığı sonucu vefat eder.  İkinci evliliğini 27 Eylül 1969 yılında Kırıkgiller’den Saniye Kırık ile yapar.  Bu evlilikten de sırasıyla Leyla, Salih, Gülden, Arzu, Ramazan ve Serdar olmak üzere 6 çocuk dünyaya gelir.

 

Mustafa Sarı, 6 Aralık 1993  tarihinde geçirdiği  kalp krizi sonucu vefat etmiştir.

 

Mustafa, işi dolayısı ile Diyarbakır'da yaşamasına rağmen fırsat buldukça köyü ziyaret eder, köyde var olan bağ ve bahçelerin bakımını yapardı. Köyünü çok seven Mustafa, çocuklarına hayatı ve doğayı bir bütün olarak sevmeyi köyün güzelliklerini göstererek öğretmiştir.

 

Mustafa'nın hayat felsefesinin özü, topluma faydalı bir birey olmak ve faydalı bireyler yetiştirmekti.  Fazla bir eğitim  almamasına rağmen çok güçlü bir sağduyu sahibiydi.  Çocuklarını okutmak ve topluma faydalı bireyler olduklarını görmek ise en büyük özlemiydi.

 

 

 

Mustafa Sarı'nın Hatıra Defterinden Köye İlişkin Bazı Alıntılar (Derleyen H. Sarı):

  •  "1945’de ilkokula başladım.  Üç sene köyümüzden eğitmen okuttu, sonra Çüngüş’den Sedat isminde bir öğretmen geldi.  İlkokulu, hocamın zoruyla bitirdim.  Beni kendi halime bırakmışdı.  "İlla sana ilkokul diploması verecem" dedi ve verdi de.  Bana çok faydalı oldu. Ben o adamdan çok razıydım, Allah da ondan razı olsun.  Ben ilkokulu bir defterle bitirdim.  Sebebine gelince param(ız) yoktu ki alayım."

  • "Sene 1959, o zaman 15 liraya Çüngüş’lü Cemil Dayı’dan bir merkep supası aldım.  Fakat param yokdi ki bir çul yaptıram.  Evde bir palas var, anneme dedim "onun şakasını (yarısını) ver ki (çul) yaptıram" dedim, vermedi.  “Ben son(ra) para bulam da sen yaptır” dedi.  Aradan bir ay geçti, para bulamadı.  Biz de perişan bir durumdayız.  Nihayet Zülküf Dayı, Maden’den izinli gelmişdi.  Annem gitti ondan 5 lira aldı.  Ben de birkaç gün davara gittim, 2 lira da ben topladım.  Nihayet yedibuçuk liraya çulu İsmail Dayı’ya gittik yaptırdık. Böylece merkeple köylere gittim, yumurta ve iplik ve kibrit gibi ufak işlerle biraz uğraştım.  Ondan sonra yavaş yavaş Canab-ı Allahın yardımıyla ve annemin faydasıyla biraz ilerledim.  Aynı sene, davar beslemeye başladım.  Arduvalı Kör Yusuf’a 2 tane tekeyi 15 liraya sattım ve dağa kadar da götürdüm.  Bana (dağa kadar götürdüğüm için de) 50 kuruş verdi."

  •  "Sene 1959, Hasan Dayı’nın (Deli Mılla) oğlu Mehmet, benim üvey kardeşim, evlendi.  Hindibaba’dan aldı (evlendi).  Çok muazzam bir düğün oldu.  Ben köylere davetiye götürdüm.  Bir günde 3 köye gittim, Lido, Arduva, Avut.  İkindi zamanı köye geldim"

  • "Sene 1952, Aloşgilin Ramazan Dayı (Ramazan Özdoğan), Halit ve Mehmet’i bir sünnet ettirdi ki, (düğünde) öyle bir davul çaldı ki bütün komşu köyler gelmişti. Davulcunun ismi Kasım’dı.  Köyümüze bir eser oldu.  (Kasım) 10 sene bütün köyümüzde olan düğünlere geldi.  O zamanın parası ile 8 lira aldı dediler.  O para hiç bitmez!"

[Geri Dön]